HAPİSHANEDEN KAÇIŞ

HAPİSHANEDEN KAÇIŞ 

Hayat insana neden verilmişti? Yaşamak neydi veya neden vardı? Yaşamın başlangıcı var mıydı varsa neden başladı?  

Asırlardır arıyoruz, insan varoluşundan bu yana neden var olduğunu merak etti. Peki neden vardık veya var mıyız?  

Belki de hiçlikten ibaretiz. 


Eyer varsak öyle bir düzenle varoluştayız ki; düşünen, düşündüklerine karşılık bulan, kendini geliştiren ve geliştirerek sonunu getiren bir varoluş. 

Kendini geliştiren demişken, duygularımız da gelişir mi? Mesela insanlık gelişirken duyguları da gelişir mi veya tam tersi duyguları körelir mi?  

Bence ikinci ihtimal daha uygun günümüze, insanlık kendini geliştiriyor ve duygularını yok ediyor aynı zamanda kendini de varoluşun sonuna yaklaştırıyor.  

Öyle bir düzen kurmuş ki insanlık; içine kapanık insanlar yetiştiren, robotlaşmış, zihinlerinin içine hapsolmuş, gelişirken yok olan duygu ve düşüncelerinden vazgeçen bir düzen... 

Önceden her insanın düşünce tarzı ve fikirleri farklı diye bir tabir kullanılırdı, peki şimdi? 


Benim düşünceme göre bu zindana girmeyen nadir insan var ve bunları sınavlarla, testlerle, bilgi ile ölçemez, bulamazsınız. Onlara gökyüzünü gösterin, onlara duygularını sorun, önlerine bir beyaz kâğıt koyun ve ne gördüklerini sorun. 

Çoğu hapsolmuş zihin sadece birkaç bulut, sadece beyaz bir kâğıt gördüğünü söyleyecektir ancak özgür ve düzensiz zihinler var oldukları bedenin içindekilerin fazlası olduğunu ve gökyüzünden gelen ezgiyi, hafif bir mutluluk dalgasını fark edecektir. Beyaz kâğıtta tüm renkleri görecekler ve duyguları ile bütünleşip iç dünyasını anlatacaklardır; kimi ağlayan birkaç gözü, kimi ise uçan kuşları anlatacaklardır size. 

Ben ne mi görüyorum?  

Ben yaşayan ve hisseden kalemleri, gökyüzüne söylenen şarkıları, bulutların mutluluğunu bazen de karanlığı görüyorum.  

Deli diyenleri duyuyorum, evet bir deli olmayı tercih ediyorum; sayfalarla konuşan, karanlıkla bütünleşen, hayatını satırlarla ölçen, gece şarkılara sığınan bir deli... 



En azından insanlara değer veren ve karanlığı da aydınlığı da yaşamayı tercih eden, kendini gündüzle kandırıp hayatın hep güzel olduğuna inandırmayan bir deli. 

 


Kimsenin içini bilmediği bir deli... 

 

HER TELDEN EDEBİYAT KURUCUSU 

YAZAR 

Hüseyin Mert Turan   

07.11.2021      01.25  


İLETİŞİM: huseyinmertturan0@gmail.com

İNSTAGRAM : https://www.instagram.com/h.mert_turan59/

                         https://www.instagram.com/her_telden_edbyt/





 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CANHIRAŞ

PERDE ŞİİRİ

KELİMELER HARİTALAR ÇİZEBİLİR Mİ ?